Ben İçeri Düştüğümden Beri – Nâzım Hikmet

Ben içeri düştüğümden beri
                               güneşin etrafında on kere döndü dünya. 
Ona sorarsanız :
                      "Lâfı bile edilmez,
                                 mikroskobik bir zaman."
Bana sorarsanız :
                      "On senesi ömrümün."

Bir kurşun kalemim vardı
                               ben içeri düştüğüm sene.
Bir haftada yaza yaza tükeniverdi. 
Ona sorarsanız :
                       "Bütün bir hayat."
Bana sorarsanız :
                       "Adam sen de, bir iki hafta."

Katillikten yatan Osman,
                         ben içeri düştüğümden beri,
                                   yedi buçuğu doldurup çıktı,
                                   dolaştı dışarlarda bir vakit,
                                   sonra kaçakçılıktan tekrar düştü içeri,
                                   altı ayı doldurup çıktı tekrar,
                                   dün mektup geldi, evlenmiş,
                                   bir çocuğu doğacakmış baharda.

Şimdi on yaşına bastı,
                     ben içeri düştüğüm sene,
                            ana rahmine düşen çocuklar. 
Ve o yılın titrek, ince, uzun bacaklı tayları,
                    rahat, geniş sağrılı birer kısrak oldular çoktan.
Fakat zeytin fidanları hâlâ fidan,
                                   hâlâ çocuktur. 

Yeni meydanlar açılmış uzaktaki şehrimde
                                              ben içeri düştüğümden beri.
Ve bizim hane halkı 
                  bilmediğim bir sokakta
                                          görmediğim bir evde oturuyor. 

Pamuk gibiydi, bembeyazdı ekmek 
                                 ben içeri düştüğümden sene.
Sonra vesikaya bindi,
bizim burda, içerde, birbirini vurdu millet
                         yumruk kadar, simsiyah bir tayın için. 
Şimdi serbestledi yine,
fakat esmer ve tatsız. 

Ben içeri düştüğüm sene,
                  İKİNCİSİ başlamamıştı henüz.
Daşav kampında fırınlar yakılmamış,
atom bombası atılmamıştı Hiroşima'ya.

Boğazlanan bir çocuğun kanı gibi aktı zaman. 
Sonra kapandı resmen o fasıl,
şimdi ÜÇÜNCÜDEN bahsediyor Amerikan doları. 

Fakat gün ışıdı her şeye rağmen
                        ben içeri düştüğümden beri.
Ve "Karanlığın kenarından 
               ONLAR ağır ellerini kaldırımlara basıp 
                                                     doğruldular" yarı yarıya.

Ben içeri düştüğümden beri 
                           güneşin etrafında on kere döndü dünya. 
Ve aynı ihtirasla tekrar ediyorum yine,
                                ben içeri düştüğüm sene
                                      ONLAR için yazdığımı :
"Onlar ki toprakta karınca
                                      suda balık 
                                                  havada kuş kadar
                                                                          çokturlar,
korkak, cesur,
                       cahil, hakîm
                                           ve çocukturlar,
ve kahreden
                    yaratan ki onlardır,
şarkılarımda yalnız onların mâceraları vardır."
                               Ve gayrısı
                                      meselâ benim on sene yatmam,
                                                                     lâfü güzaf.
                                                                                   
                                                                                      1947
                                                                       Nâzım Hikmet

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s