398

Beni unutmayın. Size, uçsuz bucaksız bir deniz yaratıp bırakmadım. Bir manzaranın resmini, güneşin doğarken ki mucizesini binbir renkle yapmadım ama unutmayın. Çok güzel yemekler yapamadım, biliyorsunuz çok uğraştım. Bir zeytin ağacı dikip sulamadım, portakallar büyütüp önünüze koymadım. Fakat hiçbir zaman yitirmedim samimiyetimi ve hep içimden gelenlere inandım. Rüzgara karşı yürüdüğüm de oldu, bilmediğim yolları öğrenirken ne kadar şaşkındım. Bir de sevdalandım beşyüz birime yakın. Artık aşıktım, iki kolumdan birini, iki gözümden, kulaklarım ve ayaklarıma kadar paylaştım. Yüreğimde depremler oldu, enkazıyla da yaşadım. Nabzım o kadar yavaşlardı eşyalar konuşsa duyardım, demir dövüyordu kalbim ateşler içinde sabahlara kadar dayandım. Beni unutmayın. Kendimi, bir ormanı avucumun içi gibi bilecek şiddetle hiç kimseye anlatmadım. Sakladım bütün felaketlerini aklımı kaçıracak kadar öfke duyduklarımın. Fakat inandım, inandım gözleri gülen güzele. Teni, elleri, saçlarından beline akan nihayeti bilen güzele. Siyahın, sarının, sesiyle umutların, dokunduğu rüzgarın, baktığı göğün ve içtiği suyun sahibine. Aklının aydınlığındayım yani toprağa uzandım, yani toprağı kazıyor ellerim, yıldızları sayarım. Hasretle yazıyorum, hasrete müptelayım. Ben unutamam, siz de unutmayın. Beni hatırlayın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s