384

Evimin önünde bir bahçe var kocaman, çiçeksiz. Karşımda bir tablo, içinde bir kadın yapayalnız. Başucumda su bardağım duruyor, susuz. Niçin gölgelerimiz renksiz. İyi edebilir mi ellerim karanlık geceyi, gözlerim güneşe dokunsa ışığı rengini değiştirir mi. Ulu bir çınarla upuzun merdivenlerin kaderi bir değil mi. Eskimek, rüzgara karşı gelmek, yağmurun altında yürümek, bir geminin güvertesinden bakılsa ufukta küçülmek bizim gerçeğimiz. Fakat nihayetimiz? Bir nihayeti nasıl kendimize çekeceğiz, birden bire nasıl gerçekleri görecek gözlerimiz. Talihe mahpus, kadere ait, göğe hasret geçecek günlerimiz. Hem de nasıl hızlı geçecek, otomobil yarışları gibi birkaç saat bile sürmeyecek. Bir başka şehre uçak yolculuğunda rüya gibi anlatılacak, nasıl gittik bilinmeyecek. Çok hızlı geçecek, yolun sonunu bilmediğimiz için gittiğimiz mesafe değersiz görünecek. Çaresiziz. Şimdi gözlerinden öpsem, gözlerin benim papatya bahçelerim, yol kenarında uzanan kumsal, saçlarına dokunsam ellerime değecek olur bulutlar. Karşımda seni bulsam, dudaklarında nihayete dokunur ağzımın içinde sıcacık soluklar. Masmavi, derin, acımasız okyanuslar can veriyor birbiri ardına çarpışan dalgalar; işte seni karşımda bulmak ihtimalinde kalbimi nabzımda duyduğum korkular. Senin sularında yaşamak isterim fakat ellerimden tutup beni dibe çeker misin? Bir tek sen bardağımda içtiğim suya bedelsin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s