348

Yağmur sabaha dek yağınca, güneş yerinde sayınca, gece sabaha varınca, karanlık penceresiz odada sıkışıp kalınca yorulur mu sanıyorsun. Toprak ayaklar altında kalınca, çiçek çamura batıp yeniden filiz verip göğe doğunca, sular dünyayı dört yandan sarınca, şelaleler hiç durmadan akınca bir an gelip kuruyacak mı sanıyorsun. Bir an bile teklemeden geçip giden zaman duruyor mu yoksa sen saate bakmayınca. Hepsi kendiliğinden oluyor beni anla. Bilmeden koşuyorum yanına, gözlerim ne kadar uzağa baksa da bir an geliyor ve sen çıkıyorsun karşıma. Hem de yüksekçe bir bulutta, karlı dağların beyazında, kurak topraklara inat küçük, yemyeşil bir yaprakta. Hem de milyon adım uzağında olsam da bir solukta varıyorum kapına. Gözlerini kapat, göğüs kafesine bastır bedenimi. Belinden sararım, nakış ederim tenine bunca zaman diyeceklerimi. Unutma, saçlarından boynuna akan her damla, gözlerinden dudaklarına süzülen her yaş yorulur bir zaman sonra. Yorulmaz kelimeler yazdım yüreğini saran zırhın duvarlarına, bir solukta.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s