331

Başımı göğe kaldırınca çiçekler kadar yakınım burada yıldızlara. Çimlere uzandığımızda tamda böyle tarif etmiştin ya, ayakların yerden kesilince dokunacak kadar ellerin ucunda olurdu bulutlar ama şimdi karanlık var, ışıl ışıl noktalar. Nereden, nasıl vardım ki buraya, bir sabaha uyandığım anda, gecenin sessizliğini kuşlar öterek bozunca, güneş doğunca tam karşıma. Ne gece ne de sabahtı, ne sessiz ne de kalabalıktı o anda dünya. Demir yığını bir gemideyim, güvertesinde, ayaklarım altında ahşap kalıplar, ben basayım diye mi o ağaçlara kıyılmışlar? Bir tek ben varmışım sanki, bir tek benim ayaklarım yük olmuş onların üzerinde durunca. Pek kötü içim, sağımda solumda sert rüzgarlar var, ay ışığı altında birbaşıma geçirdiğim ömrüm ve sen, uzaklarda. Denizde kocaman bir dalga toplanıyor, bizde kocaman iki yüreği buluşturduk ya, ayrıldık gücümüz son bulunca. Bir daha tam vaktinde buluşur muyuz sahi, yağmur dökecek bulutlar gibi, dalga edecek milyon tane damla, iki kalp aynı anda; Ben denizlerin üzerinde, dalgalar arasında, ağaçların üzerinde, yüksekte, yıldızlara dokunacak kadar uzakta. Sen şimdi karadasın, uçsuz bucaksız denizlerin sonunda, balıklar bile ulaşamaz ki sana. Şimdi atlasam sulara vurgun yer bedenim, anılar var en azından aklımda. Nefes nefese yaşatırım ay ışığında. Bir tek kaderini yok sayamazsın, işte öyle bir yerdeyim, senin sokağından çıktım yola. Senin gözlerin karanlıktayken, sesini çıkarmazken, aklında her şey var, ben yokken vardım buraya.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s