318

Sen imkânsızdın, imkânsızdı karanlıkta açan papatyalar, çilek dolu tarlalar. Geceden bir dileğinle taştılar. Nefesinden beslendi, yağmur oldu sessizliğin, sen uzaklardan bakınca kocaman oldu karanlıklar; Adeta geceye siyah karıştırdılar, güne geceyi alıştırdılar. Zamansızdık biz, zamansız senin yanına beni alıp koydular. Bir adımla değil, sevdiğim rengi kullandılar, gözlerine bakınca nedenini anladım, bana zamanın sihrini anlattılar. Şimdi gül kokan ellerini ver, gül bahçelerim yok benim, yaşlandım ama sanki bir yaprağa yetmez gücüm veya elbette her şey gibi bir bahaneyim. Senin gördüğün gerçeğin, senin soluğun, sessizliğin; İzin ver tadını almam için bir tanesini yedireyim çürümeden kırmızı çileklerin. Bilirim hep tazedir gülüşün fakat ben eskidim, tut ellerimden, ellerimle papatya bahçelerine bir yudum su dökeyim. Dudaklarımda açsın gül bahçelerin. Karanlığı seyret, ne gelirse gözlerin önüne hepsi senin, bir yudum kahve kokusunu aşıyor günün her vakti güzelliğin; Bilirim hep tazedir gülüşlerin. Ben imkânsız sanırdım, sanki seninle bir gecede bir ömür geçirdim, elbette birkaç dakika da iyileştim, gözlerime bak, seni her şeyinle öğrendim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s