180

Gelebilirdin, bulutların siyah örtüsünde, su yolu açardın önüne, çiçeklerin polenleriyle. Trenlerin dumanıyla, kuşların kanatlarıyla uçarak, düşmeden balkonumun demirlerini titreterek. Yüzerdin balıkların gözlerinde, çocukların çizgi film saatinde, acıkanları doyururdun belki ellerinle. Yaşım kemale erince, gözlerim birkaç metre uzağı görmediğinde ama kalbim saat gibi sayıklarken adını, gelebilirdin. Betonun soğuğu ayaklarımı üşütmeden, göz kapaklarım düşmeden, ellerim ellerini özlemeden. Hayallerime kayıplar, kazalar girişmeden, bir rüya aklıma uzun uzun gelmeden, hafızam yeni yüzleri bilmeden. Sesinin sesime seslendigi son saatlerde, sabahın kör vaktinde, insanlar son uykuları gibi derinden uyuyorken. Denizlerin dalgaları dindiğinde, kumların üzerini deniz okşadığında, martıların sesi balkonumuzdan duyulduğunda. Güneş tepemize binmeden gelebilirdin, parmak uçların üzerinde, gölgeni güneşe denk getirip, sabaha gözlerimi uyandırıp; Gelebilirdin işte. Sen istesen gitmezdin ama hep gelirdin bana. Ben bilirdim, isterdim hep seni, beklerdim  kendi kendine günlerin geçip gitmesi gibi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s