136

İki gündür beni çok zorluyorlar, birkaç adım daha mı uzağa gitti ayakların, neredesin Dilruba? Yağmur suyu düşmez günlerdir buraya, damağımı yakıyor kötü kokuları, susuz kaldım, aç mıyım sensiz acaba. Dudaklarıma değmedi saf sudan başkası, uzanmadı ellerim başkasının elleriyle yapılmış yemeklere. Genzimi yakıyor kötü konuşmaları, tesellim kalmadı renk körü gibiyim artık, bir siyah bir beyaz kaldı yanımda. Dönecek misin, gelir misin sen de tekrar yanıma? Kulaklarım duymaz oldu, ellerim tutmaz, aklımdan çıkmaz, gözlerim kapanmaz. Gözlerim yanıyor Dilruba, çok çirkin gülüşleri, hareketleri, nefes alış verişleri. Bir resmin kaldı hafızamda, peki yaşlanınca? Yaşlanınca unutacak mıyım hepsini? Tokanın rengini, kolyenin cismini, bileğinde ki yara izini. Saçın ne yöne tarandı bileceksem yaşlanmakta güzeldir Dilruba. Sen hep 19 yaşında, kır saçlarımla, kuşların hala uçuyor olması mucize, aklımdan çıkmayan gidişlerin, mis kokunla burnumda; İstanbul da.
Bulutlara anlatırım seni düşer yağmur peşisıra. Ellerim uzanmıyor bulutlara, sen yine orada uzakta. Gücüm yetmiyor yaşım artsa da. Az kaldı, biraz daha seni ögreteyim onlara, geleceğim yanına kuşların sırtında, yağmurun ardından toprak kokusuyla.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s