41

… Hangi duygular atlar bu yükseklikten, toparlanması kaç sene sürer, hangi vicdan iter bulutların arasından denğini. Titremez mi bacakları o kadar yakınken aşağı, hangi vebal yürütür o ayakları ki hangi beden temizlenir yanmadan, ateşin sıcağı kırılmadan o kemikleri ısıtmaz mı. Düştüğün de çıkan ses çocukları korkutmaz mı, uyuyanları uyandırmaz mı geceden, hangi sabah hakeder böyle kırılmayı, hangi gece kabul eder güneşin geceye doğmasını. Ay yok mudur ay! Aydınlatır mı düştüğü parkı, siler mi bir gün kanını yağmurlar, söker mi nefesini o şehirden rüzgarlar, hangi mevsim öyle merhametli kalmış ki. Son söylediklerini duymuş mudur kulaklar, ağızlar öyle pis cevaplar verir mi. Tanığı var mıdır olayın, kuşlar ağaçlar konuşmaz, taş toprak susmaktan yorulmaz ki. Su belli eder rengini, dokunduğun da kırmızıdır mevsimi, çürütür çınar agaçlarının köklerini yine de onlar yıkılmaz ki.

 

 

Bir daha çıkan olur mu o çatıya, lunaparkın ışıkları almaz mı gözleri, hangi çocuk bırakılmış ortada, öcünü gecede sabahta, en uzun yollarda almaz mı? Kader olur burada bir kaç günün ismi, itaat eder faniler cehennemin kızgın ateşine, kimse yaratandan utanmaz ki. Solar bir bir yüzleri, çürüyen çınarlar gibi akar kızıl renkli sular içlerine, hangisi farketmiş çukurda ki ayaklarını, gücü geri çekmeye, ayaklanıp gitmeye yeter mi?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s