22

Çok hızlı koşuyor rüzgar, yüzüme basıp geçiyor gram ağırlığını hissettirmeden. Kalp yorgun yetişemez suyun akışına, yetersiz tüm bu olanlara beden, izliyor geçmişini suyun ortasında ki kalede uçan kuşlara selam vererek tam da aynı bankın üzerinde. Ağırlığı çok dünya kadar çok, eksiliyor, ölüyor nefesim dalgaların serinliğinde. Çarpıyor rüzgarın ayaklarına, kalp tekliyor, gözler odak, gözler sadece izliyor yıkılmış hayallere dem tutarak.

 

Yetmez, yetişemez dediğim günlerden geldim, biraz daha yaşlı, biraz daha eskiyim artık.Yalanlara şüphe etmedim, içimde ki acıya acı, sırtımda ki yüke yük demedim. İnsanları yaşatan duyguları içimde çokta büyütmedim hiçbir zaman, önce can dedim. Hayatımdan önce başkalarının hayatına rahatlık istedim, korkuyorsa korkmasın, yanlış yapıyorsa dönsün dedim, yüzüne vurmadım, kibir ve kin tutmadım. Zor zamanlarda kimseye yük olmak istemedim, iyi şeylere engel durmadım, kişi iyi olacaksa gitmesi için yolu ben gösterdim, gözünü arkada bırakmayacak kadar güzel şeyler söyledim. Susarken içimde onu dinledim, ona anlattım defalarca aynı şeyleri, noktasını virgülünü seçtim, kelimelerin sadece bir anlama gelmesi için çaba gösterdim. Zira bir virgül dahi beni ipten alıp ipe götürebilirdi, bunu da ben istedim. Şarkı bile dinlemedim aylarca, tek bir benzer ritim mahvediyordu içimi, dinle dediklerini hiç duymadım, sözlerini okudum. Bir bir yüzüme vurulan gerçeklere de tek kelime etmedim, abarttığım söylendi, yıllar önce ki sebepsiz gözyaşlarını dile getirmedim, abarttın diyecek kadar körelmedi hiç vicdanım; Yine sustum, yine içimde kendime anlattım kendim dinledim. 245 ya da 92 gün öncesi için hiçbir karşılık beklemedim. Karşılık beklense iyi bir şey olmazdı, ben iyi olduğuna inandım, iyi olduğu için yaptım. Elbette yalanlar ilk değildi ama ben hiçbirini içimde ilk veya son diye sıralamadım, diken üstünde tutmadım kimseyi. Üç günlük dünya dedi, son gününe uyanmış gibi pişmandım. Vicdan denen şeye yüzüm yoksa öyle durup kadere itaat beklemedim, gerektiğinde canı için bir çıkış yoluydu aradığım, üzerime ucuz damgası  yedim. Kimseye değer biçmedim ama sen yaşa gerekirse ben öleyim dedim, ucuzdum. Gecelerce uyumadım belki uyanır diye ama bir kaç dakika da bekledim cevap vermek için, hepsi uyumadığımı anlamasın diyeydi, tek başıma becerdim ayakta durmayı. Gebze’de şaşırıp ”Ben geldim” dediğim için bile utandım, bir saat daha bekleyecekti(!) ve utanmakta benim vazifemdi, tüm gün beklesem de yüzü kızarmamıştı emindim. Bir bir geliyor gözlerimin önüne, meydan, bank, sahil, su aldığım tezgah, suyun ortasında ki kule ve aradığım o büyük parkın tüm yolları. Sarhoşken bile yeni yollar aradım, haksız ettiğim her laftan özrümü diledim. Hangisi zorunluluktu ki korktuğu mesajı, rüyayı ve olayı öğrenmek istedim. Çok doldum ama taşmadım, kendimden çaldım, geçmişi unuttum o oldum. Sakallarımı hatıra diye uzattım, kesmek ihanet gibi geliyor, tüm fikirlerim gibi kesip atamadım. Yalanı bildim, inanmadım, sensin dedim cezası neyse ben çektim, yalanları da kabullendim/hakettim dedim susmadım. Gülerken çok gördüm, içim acırken son verdim yine de yolun yarısında ben bırakmadım. Çok yoruldum, çok uzak kaldım nefesinden, ne yaptığından ama hiç rahat uyumadım. Soğukta kalsam içimi ısıtmaz artık huzuru, kollarımdan tanıyorum artık ben o manzarayı o yolu bu yüzden hiç eskisi gibi üşümedim. Kayıptı şehir inkar ettim, gittim, ben kayboldum. Gelse de kaybolurdum, gelmedi hiç kaldım, ucuz oldum ama yine de iyi kalmak istedim, sustum.

Evet yaşlıyım, daha çok yaşlandım.

17 Mayıs 2014, 22:59

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s