Alacakaranlık..

Hava karanlık veya aydınlık ayırt edebilecek kadar farkında değildim.. Uzaktan gelen huzur dolu sesini duymuştum ve bu yaşayabilmem için bir şans olabilirdi.. Uzun ve sonu sislerle dolu ormana doğru hızlıca yürümeye başladım.. Sesin, kokun ve ayak izlerin kendi varlığımı unutmam için yeterliydi.. Bir an bütün dünyanın üzerime yıkıldığını hissetmiştim.. Gözlerimi adın beynime saplanmış şekilde açmaya çalışıyordum.. Kaybolmuştum, ama duramazdım; Korkularım peşimde bir umut izini sürmek zorundaydım.. Biliyordum durduğum an alacakaranlık üzerime çökecek aşk bitecekti..

Aşk ve hayat..

Ellerini tutup yaşadığımı hissedebilmek için yürümeye hiç durmadan devam ettim.. Ellerim çizik, yüzüm gözüm yaralı ve kalbim artık yeteri kadar iyi nefes alamıyordu, yaklaşıyordum.. Ettiğim tüm yeminlere ihanet gibi keskin yürüyordum, bu sensizlik kadar dayanılmaz değildi.. Tüm günahlarımın cezasını çekmeye hazırdım.. Ve en büyük günahım seni istemediğimi söylemekti.. Kendi sonum için sana yürüyordum..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s